Baz İstasyonu Elektromanyetik Radyasyonu Ölçümü

Baz İstasyonu Elektromanyetik Radyasyonu Ölçümü
Gsm baz istasyonlarının evinizdeki ,iş yerinizdeki etkisini profesyonel şekilde ölçüyoruz. Telefon: 216 415 80 87 Web: http://www.demosmuhendislik.com

Demos - RFS

Demos - RFS
RFS rf kablo, jumper, konnektor, arastor, mcm Demos ile Türkiye'de
haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Aralık 2008 Çarşamba

Alexandros Grigoropoulos Cinayeti ve Yunanistan Ayaklanması





6 Aralık'ta Atina'nın Eksarhia semtinde Alexandros Grigoropoulos'un polis tarafından öldürülmesi Yunanistan'ı sokağa döktü.




"atina’da dün gece 16 yaşındaki bir gencin polisin açtığı ateş sonucu yaşamının yitirmesinin ardından başlayan olaylar tüm yunanistan’a yayıldı.


kendilerini "anarşist" ve "iktidar karşıtı" olarak niteleyen gruplar, atina, selanik, yanya, patras ve girit adasında çok sayıda banka şubesi, işyeri, polis karakolu, kamu binası ve aracı ateşe verdi...

vatanseverlik 135 bin olu daha verir yunanistan i bile aliriz degil iste.
it dalaslarinda uste cikmak, kardaklara bayrak dikmek degil vatanseverlik.
kimse sirtina uniformayi gecirince vatansever olmuyor.
polis copu degildir vatan nazim'in dedigi gibi.
vatani sevmek o vatanin cocuklarini sevmektir.

adi ne bilmiyorum, o yolun yolcusu ya da degil.
su testisi su yolunda kirilir da diyebilirsiniz.
simdi onun adi yaziyor kocaman, yunan bayraginin ustunde.
karsi yaka bize ahlak dersi veriyor.

bizse ne deniz'e sahip cikabildik, ne erdal'a,ne metin'e ne de ugur kaymaz'a.
çocuklardan katiller yaratıp,
yarattığımız katillere sahip çıkıyoruz anca.
beyaz bereler geçiriyoruz kafamıza, karanlığımızı örtmek için.
yazıklar olsun bize. "


Kaynak: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=7+aralik+2008+yunanistan+ayaklanmasi%2F%2314547185

"Az ve Öz"

9 Kasım 2008 Pazar

Anadolu'yu Türkleştirme Faaliyetleri

Anadolu kelimesinin kökeni, bize yıllarca öğretilenin aksine Türkçe değil Yunanca'dır.

Anadolu kelimesi, Yunanca "Doğu" anlamına gelen ή άνατολή (anatole) kelimesinden türemiştir. Bu sözcük, "doğmak, yükselmek" anlamına gelen Yunanca άνατέλλειν (anatellein) fiilinden gelir. "Doğu ülkesi" anlamına gelen Anatolia ilk kez 7. yüzyılda Doğu Roma İmparatorluğu'nun Afyon, Isparta, Konya, Kayseri ve İçel yörelerini kapsayan idari birimi (Anatolikon Thema) için kullanılmıştır.

Anadolu'yu Türkçe ana ve dolu sözcükleri ile açıklayan görüş, Türkiye'de 1930'lardan itibaren yaygınlık kazanan milliyetçi tarih anlayışı çerçevesinde değerlendirilmelidir.



Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Anadolu

"Az ve Öz"

17 Ekim 2008 Cuma

Genelkurmay başkanına...

Taraf Gazetesi'nde Ahmet Altan'ın 16.10.2008'de kaleme aldığı yazısını alıntılıyorum...

Genelkurmay başkanına....
Siz, böyle saygısız, nezaketsiz, tehditkâr bir konuşma üslubunu benimseme cüretini nereden buluyorsunuz?

Ağzınızdan çıkanı kulağınız duyuyor mu sizin?

Siz kimi korkutmaya çalışıyorsunuz?

Korkutabileceğinize inanıyor musunuz gerçekten?

Bakın ben size dostça bir şey söyleyeyim general, vazgeçin bu kaba tehditlerden, öfkeli jestlerden, asabi mimiklerden.

Bunlar bizi korkutmaya yetmez.

Ha, sanmayın ki bu ülkede “derin devlet” dendiğinde kimin kastedildiğini bilmiyoruz, sanmayın ki patlayan arabalardan, ensesinden vurulan adamlardan haberimiz yok.

Sadece umurumuzda değil.

Bunu anlayabiliyor musunuz?

Bazı insanların, ülkeleri özgür ve mutlu olsun diye her şeyi göze alabileceğini kavrayabiliyor musunuz?

Bunu kavramaya çalışın.

Bırakın bu korkutma çabalarını.

Bunlar yakışıksız işler.

Üstelik gerçeği ortaya çıkarma çabasından bizi vazgeçirmeye de yetmez.

Siz bir şeyler söylediniz dün.

“Herkesi dikkatli olmaya ve doğru yerde bulunmaya” davet ettiniz galiba.

Siz, “doğru yerin” neresi olduğunu biliyor musunuz?

“Doğru yer” neresidir biliyor musunuz?

Doğru yer, insanın mesleğini dürüstçe ve gereklerini yerine getirerek yaptığı yerdir.

Biz, “doğru yerde” duruyoruz.

Mesleğimizin gereğini dürüstçe yerine getiriyor ve gerçekleri, yıllardır yalanlarla kandırılan bu halka açıklıyoruz.

Siz doğru yerde durmuyorsunuz.

Kendi mesleğinizin gereklerini yerine getirmiyorsunuz.

Sizin mesleğinizin gereği, size emanet edilen o genç askerleri korumaktır.

Karakol baskınını an be an gösteren kamera kayıtlarına rağmen gerekli tedbirleri almamak, istihbarat raporlarına aldırmamak, çatışma başladıktan sonra yeterince yardım göndermemek ve o çocukları ölüme terk etmek sizin suçunuzdur.

Görevinizi yerine getirmediniz.

Neden?

Niye o çocukları korumadınız?

Bunun için yargılanmanız gerektiğini biliyorsunuz değil mi?

Tabii savcıların sizi mahkemeye çağıramayacağına, sizi yargılayacak bir merci olmadığına güveniyorsunuz.

Ama bu, yargılanmanız gerektiği gerçeğini değiştirmiyor.

Tabii, bir de istifa müessesesi denilen bir şey var.

Sanırım sizin o müesseseden pek haberiniz bulunmuyor.

Başbakanın, hükümetin, parlamentonun sizden hesap sormaması da sizi cesaretlendiriyor.

Ama bir de halk var bu ülkede.

Gerçekleri duymak isteyen bir halk.

Ve, o sizin peşinizi bırakmaz.

Biz de bırakmayız.

Arkanıza kuvvet komutanlarını alıp kameraların önüne geçerek asabi bir şekilde medyaya verdiğiniz “muhtıra” bu gerçeği değiştirmez.

Siz bize Aktütün’ü anlatın.

O çocuklar niye öldü?

Niye baskını önlemediniz?

Bir de pek anlayamadığımız bir sözünüz var.

“Bu tip saldırılar karşısında her ordunun vereceği cevap ve tepki bellidir.”

Ne demek bu?

Birincisi bir saldırı yok, saldırmıyoruz, gerçekleri açıklıyoruz.

İkincisi, “her ordu” böyle eleştiriler karşısında nasıl tepki veriyor?

Siz nasıl tepki verdiklerini bilmiyorsunuz.

Gelişmiş ülkelerde böyle bir facianın sorumlusu olanlar derhal görevlerinden alınıp yargılanırlar.

Ama sizin aklınızdaki bu değil, açıkça anlaşılıyor.

O zaman, nedir o “ordunun vereceği tepki”?

Ordular, kendilerine saldıran “düşmanı” yok etmek için eğitilirler.

Bizim gerçekleri açıklamamızı bir “saldırı” olarak nitelediğinize göre bizi de “düşman” olarak görüyorsunuz.

Eee, ne yapacaksınız?

Saldıracak mısınız, gazeteyi mi bombalayacaksınız, F-16’ları mı göndereceksiniz?

Siz ne dediğinizin farkında mısınız?

Baskını daha önceden bildiğiniz halde o çocukları korumayacaksınız, bunu açıklayan gazeteleri de, “ordu tepkisiyle” korkutmaya çalışacaksınız.

General, “doğru yerde” durun.

Haddinizi aşmayın.

Bizim ülkemizde, yetmiş milyon insanın boğazından kesip verdiği paralarla ayakta duran bizim ordumuzla, bizi tehdit edemezsiniz.

Ordu, sizin hatalarınızı kapatmak için kullanacağınız bir tehdit aracı değildir.

Haa, bir de “bölücü terör örgütünün eylemlerini başarılı gibi gösterenler, akan ve akacak olan her damla kanın sorumlusu olurlar” sözünüz var.

Bakın bunu doğru söylüyorsunuz.

Ama “başarılı gösteren” kim?

Baskının önlenmediğini açılayan gazeteler mi yoksa baskını bile bile önlemeyenler mi?

O kandan kimin sorumlu olduğunu şimdi anladınız mı?

Sorumluluğu hissediyor musunuz?

Hissetmelisiniz.

Ve tehditleri bırakıp gerçekleri açıklamalısınız.

Tehditlerinizden ve üslubunuzdan hoşlanmadık.

Gerçekleri söyleyin bize.

Gerçekleri.

Biraz cesaret yeter buna.

Cesaretiniz de öfkeniz kadar büyük olduğunda bize gerçekleri söyleyeceğinize eminiz.

O günü bekliyoruz.

Ahmet Altan, Taraf Gazetesi


"Az ve Öz"

6 Eylül 2008 Cumartesi

Septemvriana

Tümay Tuğyan'ın 25.08.2008 tarihli Yeni Düzen gazetesindeki yazısını alıntılıyorum....


Septemvriana
Yunanistan’ın 1950 yılında, ulusların self determinasyon haklarının Kıbrıs için de uygulanması yönünde Birleşmiş Milletler’e başvurmasıyla uluslar arası toplumun gündemine giren Kıbrıs konusu, bundan 5 yıl sonra, 29 Ağustos 1955’te Londra’da toplanan ve Türkiye, Yunanistan ve İngiltere temsilcilerinin katıldığı bir konferansta ilk kez masaya yatırılmıştı. Konferans’ta Türk heyetinin başkanlığını, dönemin Demokrat Parti hükümeti Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu yapıyordu. Konferans’ın ilerleyen günlerinde Ankara’ya geçtiği mesajda, müzakerelerin çetin geçtiğini bildiren Zorlu, Başbakan Adnan Menderes’e, “Türk kamuoyunun Kıbrıs konusunda artık daha faal olması” gerektiğini söylüyordu.

ENOSİS ilanının ardından, 1955 yılının yazında halihazırda İstanbul’da yaşayan Rumlara karşı bir kışkırtma kampanyası başlatılmıştı. Hürriyet Gazetesi’nin öncülüğünde başlayan kampanyada, Fener Patriği’nin, Kıbrıs’ın bağımsızlık mücadelesi için para topladığı ileri sürülüyordu. Türk basını, Kıbrıs’la ilgili sistemli bir şekilde uydurduğu haberlerle Türk Halkı’nı tahrik ededursun, ‘Kıbrıs Türktür Cemiyeti’ de, 28 Ağustos Pazar günü Kıbrıslı Rumların Kıbrıslı Türkleri katledeceğini ilan ediyor, tansiyonun yükselmesine yardımcı oluyordu. (Cemiyet üyeleri, 1960 darbesinin ardından kurulan Yassıada mahkemelerinde, katliam yapılacağı yalanını, halkı tahrik etmek için uydurduklarını itiraf etmişlerdi)




Velhasıl zaten galeyana gelmiş olan Türk Halkı’nı, İstanbullu Rumların üzerine salmak için ufak bir kıvılcıma daha ihtiyaç vardı ve o kıvılcım da Selanik’te yanmıştı. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın emirleri doğrultusunda yayın yapan İstanbul Ekspres Gazetesi, 6 Eylül öğleden sonrası yaptığı ‘acil!’ ikinci baskıda, Atatürk’ün Selanik’teki evine bombalı saldırıda bulunulduğunu duyuruyordu. Daha bomba patlamadan ( ki sadece evin bir camı kırılmıştı) gazete hazırlanmış, çoktan baskıya girmişti.

Gazete dağıtılır dağıtılmaz, yine devlet tertibiyle yüksek öğretim gençliğine düzenletilen bir gösteri, akşama doğru kitlelerin katılımıyla büyümüş, yoğunlukla Taksim’de toplanan kalabalık kısa sürede kontrolden çıkmış ve provokatörlerin çığırtkanlıkları sonucu başta Beyoğlu ve Karaköy’de olmak üzere Rumlara ait evlere ve dükkanlara saldırılmıştı (muhtarlardan alınan bilgiler ışığında Rumlara ait mekanların duvarları önceden kırmızı haçlarla işaretlenmişti). Cam, çerçeve ne varsa kırılmış, eşyalar talan edilmiş, sokaklara atılmıştı. İbadethaneler kullanılmaz hale getirilmiş, bu da yetmemiş, talan edilen mekanlar kundaklanmıştı.“Kıbrıs Türktür, Türk kalacaktır, Rumlar ittir, it kalacaktır” sloganları atan gözü dönmüşler, onbeş kişiyi öldürmüş, 30 kişiyi yaralamış, 73 kilise, sekiz ayazma, iki manastır, bir fabrika, 3584’ü Rumlara ait olan toplam 5537 ev, 2300 dükkanı tahrip, Rum mezarlıklarını talan etmişti. Rum okullarıyla gazeteleri ciddi hasar görmüş, yüzlerce Rum kızı tecavüze uğramıştı.

Londra’daki Zorlu’nun elini güçlendirmek amacıyla, halkı sokağa dökmek için yapılan plan, başarıyla uygulanmıştı. Bir yandan güya “milli dava”ya katkı yapılmış, diğer yandan da homojen bir ulus-devlet olma ve ekonomiyi millileştirme politikası güden Türkiye Cumhuriyeti devletinin, varlık vergisi ile başlattığı gayrı Müslim nüfusu yıldırıp toprakları Türkleştirmek adına yürüttüğü faaliyetler açısından önemli bir başarı sağlanmıştı. Olaylar sonucunda yaklaşık 15 bin Rum Yunanistan’a göç etmiş, sade kendileri değil, ataları da bu topraklarda doğup büyüyen 15 bin insan, vatanlarını terk etmek zorunda kalmıştı. Yani bir taşla iki kuş vurulmuştu.

Sonradan, 6-7 Eylül olaylarını provoke eden Selanik’teki bombalama olayının failinin, Türk basınının iddia ettiği gibi Yunanlılar değil, bizzat Türkiye Cumhuriyeti derin devleti olduğu ortaya çıkmış, Türkiye’den konsolos vasıtası ile Yunanistan’a gönderildiği tespit edilen bomba, Selanik Üniversitesi’nde Türk devletinin bursu ile hukuk eğitimi alan bir öğrencinin işbirliği ile yerleştirilmişti.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin bu utanç verici kara sayfasını, 53. yıldönümünü beklemeden anımsatmak istiyorum. İstanbullu Rumlar’ın ‘Septemvriana’ (Eylül olayları) diye adlandırdığı 6-7 Eylül trajedisini erkenci bir yazıyla anma nedenim ise, provokasyonun nelere mal olabileceğini göstermek.

Ders niyetine…

İbret niyetine…

Kaynak: http://www.yeniduzengazetesi.com/template.asp?articleid=2804&zoneid=16


"Az ve Öz"

2 Haziran 2008 Pazartesi

Kabadayı Emre Belözoğlu Fenerbahçe'de!

Terbiyesiz, kabadayı ve ırkçı tutumlarıyla bilinen Emre Belözoğlu ne yazık ki Fenerbahçe'de. Benim hatırladığım bir kaç vukuatı şu şekilde: Türkiye - İsviçre milli maçında İsviçrelilere saldırmıştı. Aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz gibi bir milli maçta basın tribününe el kol hareketlerinde bulunarak ne kadar pislik bir yapıda olduğunu ortaya koymuştu.

İngiltere'de siyahi oyuncu Joseph Yobo'ya karşı ırkçı hareketlerde bulunması ile İngiltere'de de kendisini ele veren Emre Belözoğlu, Fenerbahçe'ye transfer oldu. Yönetim, bir transfer yaparken sadece oyuncunun futboluna değil, ahlakına da dikkat ederse taraftar tarafından daha büyük destek görecektir.


"Az ve Öz"

3 Mayıs 2008 Cumartesi

Vali Muammer Güler istifa!

İstanbul Valisi Muammer Güler'i istifaya davet eden http://www.valiistifa.net oluşumuna destek veriyorum.

Hrant’ın katline göz yuman demokrasi ve emek düşmanı yasakçı
VALİ İSTİFA!

1 Mayıs’ı, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da bütün İstanbul halkı için işkenceye dönüştüren Vali Muammer Güler’in istifa etmesini talep ediyoruz.

Hrant Dink'e düzenlenen suikastı önceden bilen İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah hakkında soruşturma açılmasına bile izin vermeyen Vali Güler, “provokasyon olacak” gerekçesiyle Taksim Meydanı’nı emekçilere kapatıyor.

“Kamu düzeni bozulacak” diye İstanbul’da adı koyulmamış sıkıyönetim ilan edip metroyu kapatıyor, vapur seferlerini iptal ediyor, okulları kapatıyor, çocuk-yaşlı, bebek-hamile demeden yüzlerce gaz bombası attırıyor. Taksim’e emekçileri sokmamak için, binlerce polisle Taksim Meydanı’nı ve oraya çıkan bütün yolları silahlı-bombalı-coplu polislerle işgal ettiriyor.




"Az ve Öz"

29 Nisan 2008 Salı

İstanbul, her bahar lale devrini yaşıyor

Bu baharda da İstanbul rengarenk lalerlerle süslendi. Bu iş için İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından tam 10 milyon lale kullanıldı ve 2 milyon 900 bin YTL harcandı. Kısa sürede ölen laleler için her sene tekrar tekrar lale dikmek ne kadar mantıklıdır acaba? Yoksa İstanbul Büyükşehir Belediyesi kendi yandaşlarının firması üzerinden lale ithalatı mı gerçekleştiriyor?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin laleler için yaptığı harcamaları kendi kaynaklarından okumak için buraya tıklayınız.


"Az ve Öz"

28 Nisan 2008 Pazartesi

Omuz Omuza Live Music Bar - Mojo

Aşağıdaki resimde %75'lik bir bölümü gözüken Mojo'ya cumartesi geceleri 300 kişinin sığabildiği rivayet edilir. Omuza omuza mücadele şeklinde geçen sözde canlı müzik eğlencesinde, elinizdeki içkiyi her yönden her an gelebilecek darbelere karşı korumak zorundasınız. Mojo'dayken, kendinizi Pazartesi sabahı Boğaziçi köprüsünü kullanarak Anadolu yakasından Avrupa yakasına geçmeye çalışan bir araç gibi hissesbilirsiniz.


"Az ve Öz"

8 Nisan 2008 Salı

Fenerbahçelilerin Küresel Sitesi

FBWW, Fenerbahçelilerin tüm dünyaya hitap eden İngilizce bir web sitesi olmadığını fark eden Amerikalı Nathan L. Redd'in öncüğünde kurulan 'Fenerbahçe Worldwide' sitesi. Siz de bu oluşuma destek olabilirsiniz.

Fenerbahçe Worldwide

www.fenerbahceworldwide.org


"Az ve Öz"

4 Nisan 2008 Cuma

İstanbul'un yeni haritası


8 YENİ İLÇE KURULDU 32 ilçesi 151 köyü, 817 mahallesi ve 41 ilk kademe belediyesi bulunan İstanbul’da ilk kademe belediyelerinden 37’si kaldırılarak yeni 8 ilçe belediyesi oluşturuldu. İstanbul’un toplam ilçe sayısı 39 oldu.

EMİNÖNÜ TARİH OLDU Eminönü, Fatih ile birleştirildi. Fatih, Eminönü’nün katılması nedeniyle nüfusu artan tek ilçe oldu.

YENİLER 2 MİLYON 12 milyon 573 bin 836 kişinin yaşadığı İstanbul’da yeni ilçelerin nüfusu 2 milyon 6 bin 155, kapladığı alan ise 963 kilometrekare oldu.

ARTIK LİDER BAĞCILAR Türkiye’nin en kalabalık ilçesi olan 1 milyon 13 bin 48 nüfuslu Gaziosmanpaşa bölününce nüfusu 464 bin 109’a düştü. İstanbul’-un en kalabalık ilçesi 719 bin 267 kişi ile Bağcılar oldu.

Yeni kurulan ilçeler

SULTANGAZİ Gaziosmanpaşa’nın 14 mahallesi ile Eyüp’ten Yayla, Esenler’den Habibler mahallesinden oluşan Sultangazi’nin nüfusu 436 bin 935...

ARNAVUTKÖY Çatalca, Boğazköy, Bolluca, Durusu, Haraççı, Taşoluk’a bağlı olan 29 mahalle ve 9 köyü bünyesinde toplayan Arnavutköy’ün nüfusu 148 bin 419.

BAŞAKŞEHİR Küçükçekmece ve Esenler’e bağlı 8 mahalle ve Bahçeşehir’in bir kısmından oluşuyor. Nüfusu 193 bin 750...

BEYLİKDÜZÜ Gürpınar ve Yakuplu beldelerinin kapatılmasıyla oluşturulan Beylikdüzü’nün yeni nüfusu 186 bin 789...

ESENYURT Kıraç, Avcılar ve Bahçeşehir’in bir kısmının katılmasıyla ortaya çıkan Esenyurt’un nüfusu 335 bin 316...

ATAŞEHİR Ümraniye, Üsküdar ve Kadıköy’e bağlı mahallelerden oluştan Ataşehir’in nüfusu 345 bin 588..

ÇEKMEKÖY Taşdelen, Alemdağ ve Ömerli’nin bağlandığı Çekmeköy’ün nüfusu 135 bin 603.

SANCAKTEPE Samandıra, Sarıgazi ve Yenidoğan’dan toplam 20 mahalleden oluşan Sancaktepe’nin nüfusu 223 bin 755...
Kaynak: Vatan Gazetesi

"Az ve Öz"

31 Mart 2008 Pazartesi

Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü - Çağdışı

1980'li yılları andıran devlet dairesi görünümündeki binalara sahip Marmara Üniversitesi tamamen çağdışı bir üniversite konumunda. Anadoludaki üniversitelerin durumu bile Marmara Üniversitesi'nden daha iyi koşullara sahip.

Şöyle örnek vereyim: Pazarlama yüksek lisansı derlerinde aldığım binadaki bilgisayar laboratuarında internet erişimi yok. Kütüphanenin database'i çok sınırlı. Derslikler dökülüyor.





"Az ve Öz"

17 Mart 2008 Pazartesi

Google, Kıble konusuna da el attı

Kıblesini bulamayanlar için Google bir site daha oluşturdu.

Qibla Locator ile artık herkes kıblesini bulabilecek.

http://www.qiblalocator.com


"Az ve Öz"

11 Mart 2008 Salı

Katolikler için 7 büyük günah güncellendi

Dünya Katoliklerinin en yüksek dini otoritesi Vatikan, cehennemde yanmayı gerektiren 7 büyük günahı yeniden tarif etti. Vatikan, güncellediği 7 büyük günah kapsamında çevresel duyarlılıkları ve sosyal konuları ön plana çıkaran bir yaklaşım sergiledi.



Vatikan, yeni 7 büyük günahı şu şekilde sıraladı.

1) Genetik müdahalede bulunmak,

2) İnsanlar üzerinde deney yapmak,

3) Çevreyi kirletmek,

4) Sosyal adaletsizliğe neden olmak,

5) Fakirliğe yol açmak,

6) Ahlaksız yollardan zengin olmak ve

7) Uyuşturucu kullanmak


Katolik inanışa göre büyük günahlar Tanrı’nın kurallarına karşı gelme anlamına geliyor ve pişman olunduğu dile getirilmezse cehennemde sonsuza kadar yanmayı gerektiriyor.


Klasik 7 büyük günah:
- Tembellik
- Kıskançlık
- Açgözlülük
- Hırs
- Şehvet düşkünlüğü
- Öfke
- Kibir



"Az ve Öz"

10 Mart 2008 Pazartesi

Dolar Milyarderleri Hangi Şehirlerde Yaşıyor?


Forbes dergisi hangi şehirde, kaç tane dolar milyarderleri yaşıyor diye bir araştırma yapmış ve aşağıdaki gibi bir sıralama çıkmış. İstanbul ise bu sıralamada 4. sırada yer alıyor.

Milyarder Şehirler
1 Moskova, 74 adet milyarder
2 New York, 71 adet milyarder
3 Londra, 36 adet milyarder
4 İstanbul, 34 adet milyarder
5 Hong Kong, 30 adet milyarder
6 Los Angeles, 24 adet milyarder
7 Bombay, 20 adet milyarder
8 San Francisco, 19 adet milyarder
9 Dallas, 15 adet milyarder
10 Tokyo, 15 adet milyarder

Kaynak: Forbes



"Az ve Öz"

6 Mart 2008 Perşembe

‘Yeryüzü için bir saat’ karanlık - 29 Mart


Küresel ısınmaya dikkati çekmek amacıyla 29 Mart’ta dünyanın 24 metropolü bir saat süreyle ışıklarını söndürecek. Avustralya’nın en büyük kenti Sidney’de geçen yıl başlatılan “Earth Hour” (Yeryüzü için bir saat) adlı girişimin organizatörü Andy Ridley, bu yerel eylemin büyük ses getirdiğini ve bu yıl 23 dünya kentinin daha buna katılmak istediğini belirtti.


Sidney’de geçen yıl 2,2 milyon kent sakinin ışık kapattığı eylemde, şehrin sembolleri Opera ve Köprü sadece ay ışığıyla aydınlanmıştı.

Bu yılki eyleme, ABD’nin Şikago, San Francisco ve Phoenix, Tayland’ın Bangkok, Kanada, Ottawa, Vancouver, Toronto ve Montreal, İrlanda’nın Dublin, Avustralya’nın Sidney, Perth, Melbourne, Canberra, Brisbane ve Adelaide, Danimarka’nın Kopenhag, Aarhus, Aalborg ve Odense, Filipinler’in Manila, Fiji’nin Suva, Yeni Zelanda’nın Christchurch ve İsrail’in Tel Aviv kentleri katılacak.

Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) tarafından organize edilen “Earth Hour” eylemi 29 Mart’ta yerel saatle 20.00’de düzenlenecek.

Andy Ripley, bu girişime tüm dünyadan çevrecilerin ve çevre konusunda endişesi bulunanların katılmasını beklediklerini söyledi.




Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/news/436343.asp

"Az ve Öz"

28 Şubat 2008 Perşembe

Kentucky Fried Chicken Vahşeti

Dünyanın en ünlü fast food restaurant zincirlerinden birisi olan Kentucky Fried Chicken'da tavuk yemeden önce aşağıdaki videoyu izleyin.


Kentucky Fried Chicken (KFC)'nin tavuk yetiştirme tesislerinde tavukların maruz kaldıkları işkenceyi gösteren bir video. Pamela Anderson'ın anlatıyor.





Kaynak: http://www.kfccruelty.com


"Az ve Öz"


"La Zona" - Yasak Bölge

La Zona, Zengin ve fakir arasındaki uçurumun giderek arttığını somut bir şekilde ortaya koyan bir film. Zenginler kendi kurallarını kendileri koyuyor.




"Az ve Öz"



15 Şubat 2008 Cuma

Genco Erkal'dan ibretlik bir oyun: "Sivas 93"

Türkiye tarihinin en utanılası olaylardan biri olan Sivas katliamına dair çok etkileyici bir oyun. Devletin kurumlarının yönettiği koyun sürüsünden farkı olmayan kara cahil bir grubun neler yapabildiğini göreceksiniz. Göz göre göre Sivas'ta Madımak Otel'inde bu toprakların aydınlarının nasıl cayır cayır yakıldığını ve devlet destekli haydutların zevk naralarını gösteren "Sivas 93" ü mutlaka izleyin!

"Sivas 93" oyunu hakkında ayrıntılı bilgi için Dostlar Tiyatrosu'nun web sayfasını inceleyebilirsiniz.

http://www.dostlartiyatrosu.com


"Az ve Öz"

Dünyanın en sosyalist futbol kulübü: Livorno

Livorno, İtalya'da, Tiren Denizi kıyısında, 170.000 nüfuslu bir şehirdir. Toskana bölgesi içinde yer alan Livorno, 1921'de İtalyan Komünist Partisi'nin (PCI) doğuşuna da tanıklık etti.

Tarih boyunca özgürlükçü akımlardan etkilenen kent, asıl büyümesini Medici ailesinin Toskana Grandüklüğü'nü üstlendiği dönemde yaşadı. 1587'de I. Ferdinand'ın "Toskana Grandükü" sıfatıyla duyurduğu "Leggi Livornine" (Livorno anayasası) ile Pisa kentinin liman kasabası Livorno "açık şehir" ilan edildi. Hangi ulustan olursa olsun, ister hakkında idam cezası çıkarılmış bir korsan ister bir hırsız olsun, hiçbir şekilde takibe uğramaksızın Livorno'ya yerleşebilecek, orada ticaret yapabilecek hatta dininin gereklerini yerine getirebilecekti. Bu düzenlemenin ardından Akdeniz'in en önemli ticaret merkezleri arasına giren şehir, kozmopolit ve özgürlükçü tarzını bugüne değin yitirmedi. Kent bugün bile İtalya'da solun kalelerinden biri olarak varlığını sürdürmekte.

Livorno'nun dünyaca en çok tanınan özelliklerinden biri, hiç kuşkusuz, endüstriyel futbola karşı muhalif bir duruş sergileyen AS Livorno takımı. AS Livorno, İtalyan birinci ligi Serie A'da mücadelesini sürdürüyor.

Not: Bu yazının metinsel kısımları http://tr.wikipedia.org/wiki/Livorno dan alınmıştır.

"Az ve Öz"

31 Ocak 2008 Perşembe

2008 Çin Yeni Yılı

Çin'deki birçok firma ile ticari ilişikim olduğu için Çin'in tatil günlerinden de haberim oluyor. Spring Festival dedikleri Bahar Festivali ile Çin Yeni Yılı başlıyormuş.

Çin Eğitim Hizmetleri'nin sitesi Bahar Festivalini şöyle açıklıyor:

Çin Yeni Yılı – Bahar Bayramı bu sene 7 Şubat’a denk geliyor. 2008 yılı Çin takvimine göre “Fare” yılına tekabül ediyor. Geleneksel Çin takvimine göre yılbaşı miladi takvimde ocak ayı sonu şubat ayı başına denk gelmektedir. Çinliler her sene bu bayramı çoşkuyla kutlarlar. Yılın ilk gününden itibaren bir hafta Çin genelinde resmi tatil ilan edilmektedir. Bu sene de 7 Şubat itibariyle bir hafta resmi tatil yapılacaktır.

Ama benim Çinli firmalardan öğrendiğim 2 haftalık bir tatil yapacakları.

"Az ve Öz"